Türk Resim Sanatında ‘Çıplak’

Kategori: Online Galeri, Resim, Tarih: 01/11/12 Yorumlar

Türk Resim Sanatında “Nü”  Çalışmaları

Türk Resim Sanatının, batılılaşma yönündeki gelişmeleri, Cumhuriyet öncesi başlar. “Geç Osmanlı dönemi, sanatın doğa, gerçeklik, mekân ve üç boyutluluk gibi, Batı sanatına ilişkin kavramları çevresinde, Batı’ya özgü dünya görüşünü, toplumsal yaşamdaki değişimlere uyarlı bir çizgi doğrultusunda biçimlendirici kurumların temelini atmış” Cumhuriyet sonrası da değişim devam eder. Resim eğitimi ilk askeri okullarda, perspektif, oran-orantı, ışık-gölge gibi kavramlar ile öğretici uygulama çalışmaları yapılırken, askerlerin resim çalışmalarında ki doğa görüntüleri, figür değinilmeyen bir konu olmuştur. Atölyede figür, nü gibi konulardan bahsetmek uzaktır. Görülüyor ki; “Figürsüz resim sanatı geliştirmişlerdir.”

“20. yüzyılın başlarında Avrupa’ya gönderilen Türk ressamlar dönüşlerinde yenilikçi akımları getirmişlerdir.” İslam dinindeki suret ve çıplak figür yasağı, zamanla toplumda yaşanan ahlak anlayışı olmuş, Batı’da resim eğitimi görüp ülkeye dönen ressamlarımızın önüne büyük ve aşılması gereken bir sorun olarak çıkmıştır. “1883 yılında Osman Hamdi Bey’in girişimleri sonucunda Sanayi-i Nefise Mektebi açılmıştır” Dönemdeki anlayış itibari ile figüre ilk kez değinen ressam Osman Hamdi Bey’dir. Osman Hamdi Bey’in “çıplak” konulu çalışmaları ise ancak ölümünden sonra atölye çalışması niteliğinde çıkar karşımıza. Din Kültürünün etkin olduğu bir toplumda, figür çalışması, ya da nü çalışmalar yapabilmek, aşılması zaman gerektiren bir problem olarak Türk Resim Sanatının karşısına çıkar. Yurt dışından dönen ressamlarımız, Sanayi-i Nefise ve İnas Sanayi-i Nefise Mektebinde görev almışlardır. 1914 Kuşağı “Çallı Kuşağı”; Nazmi Ziya Güran, Hikmet Onat, Ali Sami Boyar, İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Avni Lifij, Namık İsmail’den oluşur. Geliştirilmeye çalışılan yağlı boya resim tekniğin de konular da çeşitlenir, pentur kullanımı da. Günlük yaşam sahneleri, kırsal kesim, portreler ve nü. “Çıplak resimlerin ilk örnekleri Türk resim sanatında yeni bir dönem açan Çallı kuşağının çalışmalarında karşımıza çıkar.’’

1914 Kuşağının yani izlenimci sanatçılarımızın en önemli temsilcilerinden İbrahim Çallı, yalnız bu dönemin değil, çağdaş Türk resminin de sembollerinden biri olmuştur. Özellikle İbrahim Çallı ve Namık İsmail resimlerinde; tanımlı bir mekan yerine nötr bir arka plan kullanıp tüm dikkati figürün anatomik  hareketi üzerine toplarken, kadının sosyal- psikolojik durumunu tuvallerine yansıtmaktadırlar. Nü’lerinde cüretkar pozlarının yanında, kadının içe kapanıklığını, utangaçlığını, çelişkilerini, modellerin yüzlerini bir şekilde (saçlarıyla, kollarıyla ya da başını arkaya atarak) gizleyerek ya da nötr biçimde göstererek yansıtırlardı. Çoğu kez modellerin yüzlerini okumak olanaksız olmaktadır. Kadının yaşamsal çekiciliğini sanatsal verilerle bezeyen İbrahim Çallı ve Namık İsmail, nü’lerinde hareketi, ışığı, kadın bedeninin uyumlu çizgilerini, kadının oransal değerlerini, yoğun boya hamurunu, geniş renk lekelerini ve serbest fırça vuruşlarını soyutlayıcı bir tavırla yansıtmaktaydılar. Nü’ler daha çok uzanıp yatmış bir şekilde gösterilirken, soyunurken ya da giyinirken, sandalyede ya da kanepede otururken de gösterilmiştir. “1914 Kuşağı sanatçıları, 1916’dan itibaren her yılın Ağustos ayında Galatasaray Lisesi’nde sergiler düzenlemeye başlar.” ve bu sergiler peyzaj ağırlıklıdır. İbrahim Çallı, M.Ruhi, Namık İsmail, Feyhaman Duran, Avni Lifij gibi sanatçılar, figür kompozisyonları çalışıyorlardır.