Fikret Otyam
Etiketler:anadolu figürleri, art, Fikret Otyam, fikret otyam biyografi, fikret otyam eserleri, fikret otyam kadınları, fikret otyam özgeçmiş, fikret otyam resimleri, kuman-art, resim, ressam, ressam fikret otyam, sanat, türk ressam, video art, videoart
Sayfalar: 1 2
19 Aralık 1926 Aksaray doğumlu olan Fikret Otyam,1953 yılında İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi’nden mezun oldu. Henüz öğrencilik yılarında gazeteciliğe başladı. 1953 yılında mezun olduğunda üç yıllık gazeteciydi.
Fikret Otyam resim kadar edebiyata da ilgi duyuyordu. Belki de bu yönüyle gazetecilik mesleğini seçmiş ve röportajlarıyla sosyolojik değer taşıyan analizleri geniş bir üslupla kaleme alınmıştır. Sanat yazıları yazmak için girdiği gazete Otyam’ı çeşitli röportajlar yapmak üzere Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya gönderiyordu. İşte bu tarihten itibaren Anadolu insanının gözü, kulağı, dili olmaya çalıştı. Sonuç alıncaya kadar tatsız haberleri takip etti, her olayın üstüne gitti. Birkaç kez gazeteciler derneğinin “altın kalem” ödülünü kazandı. Hatta yıllar süren çalışmalarını “Gide Gide” ana başlığı ile daha sonraki yıllarda 26 kitapta topladı. Fikret Otyam, aslında çocukluk yıllarında ailesinin Niğde-Aksaray’daki eczanesinde Anadolu insanlarının hikayelerini dinlemeye başlamıştı. Bir röportajında bu konudan şöyle bahsetmektedir; “Halkımı o yaşlarda eczanede tanıdım. İnanılmaz bir fakirlik vardı. İkinci Dünya Savaşı yılları daha felaketti. Sıtma, uyuz, trahom halkı kırıp geçiriyordu. Dürüstlüğü, insan sevgisini babamdan öğrendim.”
Gazete sayfalarına taşıdığı röportajlarını fotoğrafları ile de destekliyor, kitap kapakları yapıyordu ve tüm bu zaman zarfında resim yapma fırsatı bulamadığından yakınıyordu.1979 tarihinde gazeteden emekli olduğunda Antalya’ya yerleşerek özgürce resimler yapmaya başladı. İlk tutkusu olan resim yapmayı hiç bırakmadı. Resim onun vazgeçilmeziydi. Tuvallerinde de tıpkı fotoğraf ve röportajlarında olduğu gibi Anadolu insanını resmetti. Akademiden, fotoğrafçılıktan, gazetecilikten biriktirdikleri, Anadolu’ya duyduğu aşkla birleşmiş, Fikret Otyam’ın resimlerinde yeni görsel imgelere bürünmüştür. Fotoğrafla yakaladığı ayrıntılar ve ifadeler resimlerinde yine ifadeci bir anlayışla ortaya çıktı. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun resim öğretileri, Anadolu-Batı sentezi aktarımları onun fotoğraflarında lekeci üslupta, resimlerinde benzer bir anlayışla insan duyarlılığı ve Fikret Otyam’ın kişiliği ile birleşmişti.
1950’li yıllarda başladığı gazetecilik mesleğinde uzun süre Güneydoğu ve Doğu Anadolu insanını gözlemleme fırsatı bulan Fikret Otyam, kitaplarına ve fotoğraflarına konu aldığı kırsal yaşamı tüm doğallığı ile resimlerine de aktarmayı başarır. Durağan, fotografik bakış açısını eserlerine taşıyan Fikret Otyam’ın resimlerinde figürler, yalın, naif duruşlarıyla dolaysız bir anlatımın ürünüdür. Anadolulu insan figürlerinde biçimsel bakımdan gerçekleştirdiği temel ve birbirine eş görünüm, değişmeyen resim dilini oluşturur. Doğa ise Anadolu yaşantısını biçimlendiren gücüyle eserlerinde alan genişliğiyle, baskın rengiyle önemli ölçüde yer alır. Öyle ki tuvallere yapıştırılmış minik çakıl taşları, doğayla içiçeliği somutlaştırır. Anadolu kadınları, canlı ve parlak renkleriyle göz alan yöresel giyimlerine karşın mahzunluklarını korurlar.
Fikret Otyam’ın resim serüvenine dikkatle bakınca süreklilik içinde bir gelişme çizgisi açıkça görülür. Kopmalarla değil ayıklamalarla, bir öncekiyle hesaplaşmalarla, oluşan bir gelişim çizgisidir bu. Akademi eğitimine karşın, sürekli akademizmden uzak duran sanatçı, hünere değil içtenliğe, inanca, sevdaya dayalı bir resmin peşindedir. Kendine özgü geliştirdiği resim dilinde sağlam ve içtendir. Resimlerinde uzun, çileli yolculuklardan, yiğit ve mağrur insanlardan destansı bir anlatımla söz eder. Lekeci eğiliminde beyaz leke tutkusu hemen her yapıtında beyazın geniş alanlarda değerlendirmesi ile tabloda egemen olarak kullanılmış ve beyaz leke tabloda yoğun bir resimsel öğe haline gelmiştir. Fikret Otyam, Türkiye mozaiğini resimlerken daha çok bir bezekçi gibidir. Onun resimlerinde Türk geleneksel sanatı ürünlerinden camaltı resimlerinin “masal/sahiciliği” vardır. Şahmeran’ın gözleri gibidir genç kadınların gözleri, giysileri rengarenk çiçekler gibidir, yani figürler doğanın bir parçasıdır. Onlar Grubu üyelerinden biri olan Fikret Otyam’ın atölyesinden yetiştiği Bedri Rahmi Eyüboğlu hiçbir zaman kendi üslubunun öğrencilerini etkilemesine izin vermezdi. Çünkü her öğrencinin kendi üslubunu bulması gerektiğine inanırdı.”Sadece ressam olunmaz, okumak lazım” diyerek öğrencilerinin, okuyan birer aydın,olması için tavsiyelerde bulunurdu. Anadolu sevdasının bu denli naif anlatımı Fikret Otyam’ın, Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan aldığı resim işleyişinden kaynaklanır. Sanatçının akademik resim öğrenimi, renklerinde, konularında ve naif anlatımında bağlandığı geleneğin bir göstergesidir. Anadolu’nun çeşitli yerleri, dağlar, kar altındaki köyler, genç kadınlar, onların rengârenk kıyafet ve başlıkları, soru sorar gibi izleyene kocaman bakan gözleri, dağ keçileri, Harran Ovası, Fikret Otyam’ın en çok işlediği konulardır. Olaylara insandan yana bakan, her canlıya saygı duyan, yoğun boya katmanları ile tuvalini donatan bir halk aşığıdır. Önce kalemi, sonra fırça ve tuvaliyle insanın peşine düşmüştür Fikret Otyam. Özentisiz, taklitsiz, kuvvetli bir görme ve algılama gücüyle, zaman zaman durağan, zaman zaman hareket halindeki tuvalleriyle, bir uçtan bir uca beyaz, ya da simsiyah hareli atlarıyla, yalın ve sevecen tarzı Fikret Otyam’ı “O” yapan en önemli özellikleridir. Zaman zaman doğaya Türk halk resmi geleneğine göndermelerde bulunduğu resimlerinde, destansı biçemi çağdaş bir mit oluşturur. Önceleri resimsel bir fon olarak kullandığı doğa, sonraları doğrudan ve yoğun bir resimsel kimlik kazanır. Beyazların egemenliğinde, keçi ve insan gruplarının lekeci bir anlayışla yer aldığı son dönem resimlerinde bir doğu-batı sentezi belirginleşir. Büyük kent insanlarının özellikle aydınlarının, üniversite çevrelerinin gözleri önüne serdiği Anadolu gerçeklerinin dramatik kesitlerini, trajik yönlerini ortaya koyduğu eserleri ile birçok sergi düzenleyen Otyam, resimlerinde, popülizme düşmeden toplumcu ve gerçekçi bir dünya görüşünü temel alarak kurduğu estetik ile gerçekçi ve hümanist bir bakış açısı yaratır. Kullandığı teknik, biçim, öz, renk skalası tam bir uyum içindedir, eşyanın doğasına uygun, albenili, düşündürücü ve kendine özgü bir anlayışla eserlerini resmetmiştir.
Sayfalar: 1 2