Hamit Görele
Etiketler:eserleri, hamit görele, hayatı, online sergi, resimleri, sanatı
Sayfalar: 1 2
Değişken bir müstakil: Hamit Görele
Resim anlayışında sürekli bir yenilik ve yenilenme denemeleri içinde olan Türk resim sanatının usta sanatçısı Hamit Görele’nin sanatını M.S.G.S.Ü. Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aykut Gürçağlar kaleme aldı.
Modern Türk sanatında biçim ve mekân sorunlarının sanatçıları meşgul eden konular olarak sanatın gündeminde ilk sıralara yerleşmesi özellikle, Batı’ya sanat eğitimi için gönderilen genç sanatçıların ülkeye dönüşleriyle birlikte başlamaktadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında Avrupa’daki eğitiminden dönen Refik Fazıl Epikman, Cevat Hamit Dereli, Şeref Kamil Akdik, Mahmut Celalettin Cuda, Nurullah Cemal Berk, Hale Asaf, Ali Avni Çelebi, Ahmet Zeki Kocamemi, Muhittin Sebati, heykeltıraş Ratip Aşir Acudoğlu ve dekoratör Fahrettin dönemin ilk sanatçı birliğini meydana getirmiştir. “Müstakil Ressam ve Heykeltıraşlar Birliği” adını taşıyan bu sanatçı birliği kuşkusuz dönemin en yetenekli genç sanatçılarından bir kısmını bünyesinde barındırıyordu. Sanatçının çıkarlarını ve haklarını korumak amacıyla kurulan bu birlik, sanatçıların öznel yaklaşımlarına karışmıyordu.
Birlik 1929 yılında kurulduğunda Güzel Sanatlar Akademisi’nin hoca kadrosunun büyük bir kısmını 1914 Kuşağı olarak adlandırılan sanatçılar oluşturuyordu. Cumhuriyetin ideolojisi ve sanatın dilinin ulusal bir kaynakla beslenmesi gerekliliğine inanan Birlik sanatçıları yeni sanat biçimlerinin ulusal bir kimliğe dönüştürülmesini amaçladılar. Birlik’in kurucularından olmasına rağmen, Elif Naci, Mahmud Cüda ve diğer birlik üyeleriyle anlaşmazlığa düştüğü için Birlik’ten ayrılan Nurullah Berk, 1939 yılında Akademi hocalarıyla dönemin sanat görüşünün nasıl bir çatışma içine girdiğini eleştirel bir dille şöyle kaleme almıştır: “Milli mevzuun, garb tekniği ile çalışan ilk ressamlarımızdan en son sanatkârlarımıza kadar ehemmiyetsiz denecek bir rol oynadığını görüyoruz. Hatta garip hadise, zaman geçtikçe, resim kök saldıkça mahalli mevzu ve renk gitgide seyrelmiş ve plastik sanatımız anonimliğe girmiştir…
Çallı İbrahim nesli, garb ve garb sanatı ile, kendisinden evvel gelenlerden daha fazla meşgul olmuştur. İzlenimci görüşün revaçta bulunduğu zamanlarda Avrupa’da çalışmış olan orta devre ressamlarımızda, parlak renkte tablolar yapmaktan başka bir endişe sezilmiyor. Türk paletine şeffaf, güneşli renkler getirmiş olmak gibi büyük bir yeniliği kâfi bulan Çallı İbrahim ve arkadaşları, bu inkılaplarına, bir de millilik katmak istemediler.
1928-30 arasında sanat faaliyetlerine giren bizim nesil lokal mevzulardan büsbütün ayrıldı. Plastik sanatların birbirine zıt, fakat birbirinden derin ve meraklı meseleler, görüşlerle çalkalandığı bir devrede Avrupa stajını yapmış genç sanatçılar çizginin, rengin, şeklin, terkibin sınırlarını keşfetmeye dalarak, mahallilikle alakalarını büsbütün kestiler” .
Hamit Görele kimi kaynaklara göre 1984, (Uğurlu 1995: 4), kimine göre 1903 (Berk ve Turani 1981: 128; Eroğlu 1996: 14), ve yine bazı kaynaklara göre 1900 yılında (Eroğlu 1996: 14; http://www.hamitgorele.com) Görele’de dünyaya gelmiştir. Liseyi İstanbul’da okuduktan sonra “Mühendis Mekteb-i Alisi”nde başladığı yüksek öğrenimini yarıda bırakıp askerlik görevini tamamlayan Görele, öğretmenlik yapmaya başlamıştır (Eroğlu 1996: 14; Uğurlu 1995: 4). Öğretmenlik yaptığı yıllarda 1924 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ne giren Hamit Görele, burada 1914 Kuşağı’nın iki büyük ustası İbrahim Çallı ve Hikmet Onat atölyelerinde eğitim görmüştür (Eroğlu 1996: 14; Uğurlu 1995: 4). 1928 yılında Akademi’den mezun olmuştur. Aynı yıl Maarif Vekaleti’nin açtığı Avrupa Sınavı’nı kazanan Görele eğitim için Paris’e gitmiştir (Uğurlu 1995: 4; Eroğlu 1996: 14). Sanatçı burada önce Académie Julian’e, ardından Andre Lhote Atölyesi’ne devam etmiştir. 1930 yılında Montparnasse’da açılan bir sergide resmi Picasso, Matisse ve Bonnard’ın resimleriyle beraber izleyicilerin beğenisine sunulmuştur. 1933 yılında Türkiye’ye dönen sanatçı resim öğretmenliği yapmış, yoğun bir biçimde sanat yazıları ve sanat etkiliği içine girmiştir. Kimi kaynaklar sanatçıyı her hangi bir grupla bağlantılı olarak görmez (Berk ve Turani 1981: 128). Fakat öte yandan, Müstakil Ressam ve Heykeltıraşlar Birliği’nin sergilerine katıldığı ve hatta bir dönem başkanlığını da yaptığını bildiren kaynaklar mevcuttur. Kuşkusuz sanatçı Müstakil Ressam ve Heykeltıraşlar Birliği’nin kurulduğu yıl yurtdışına eğitim için gitmiştir ve dönüşünde bu grubun başkanlığını da yapmıştır; ancak Müstakil Ressam ve Heykeltıraşlar Birliği, ne yeni bir akım kurmuştur ne de ortak bir üslup içinde çalışan sanatçıların oluşturduğu bir gruptur.
Sayfalar: 1 2