Leyla Gamsız

Kategori: Resim Tarih:24/05/12 Yorumlar
Etiketler:, , , , ,

Leyla Gamsız (1921-2010)


Leyla Gamsız İstanbul’da doğan sanatçı resme yatkınlığı nedeniyle Sivas Lisesi’nde Eşref Üren tarafından akademiye yönlendirilmiştir ancak bazı sebeplerden dolayı Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü’ne girmiştir. Burayı bitirdikten sonra 1942’de Akademi’de Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesinde eğitim görmüştür. Onlar grubunun kurucuları içerisinde yer alır. Çalışmalarında deformasyona yer verir. İlk kişisel sergisini İstanbul’da Fransız Konsolosluğu’nda açtı. Fransız Hükümeti’nden aldığı bir burs ile Paris’e giderek Andre Lhote atölyesinde çalıştı. 1987’de 11. Sedat Simavi Vakfı Görsel Sanatlar Ödülü’nü kazanan sanatçının resimlerinde renge ağırlık veren, içten ve kararlı bir üslup görülür.  Figüratif olarak nitelendirebileceğimiz sanatçının eserlerinde yalın ve ayrıntısız ele alınmış nüler çoğunluktadır.

Çağdaş Türk resminin izini sürenler için bir köşe başında, bir kavşakta, bir meydanda Leyla Gamsız ile kesişmemek olanaksızdır.
Doktor olan babasının işi nedeniyle çocukluğu Anadolu’yu gezmekle geçer Leyla Gamsız’ın. Sonra İstanbul, sonra Sivas, yine İstanbul, yine Anadolu ve Paris… Ve İstanbul… Cumhuriyet’e tanık sanatçının yaşamında, yapıtında; değişen yerler, kültürler, anlayışlar iz bırakır. Son durağı İstanbul olan yolculuklarının imini eserlerinde görmek olasıdır. Ama sadece işaretler vardır onlarda. Çünkü onun
için çevresi yalnızca esindir. Üretimi başka bir seyir izler. Elli yıl boyunca aralıksız üretmiştir Leyla Gamsız.

Geçen yüzyılın ortasına bir kala açtığı ilk kişisel sergisinden, yeni bir yüzyıl başlarken tekrara düşmemek adına radikal bir kararla resmi bıraktığı zamana kadar üretmiştir. İşte bu yüzden onun kişisel tarihi Türk resim sanatının tarihi ile paralel gider. İşte bu yüzden Leyla Gamsız’ın sanatsal yaratım konusundaki kaygılarını onun döneminde ve sonrasındaki birçok sanatçıda bulmak mümkündür.

Sadece yapmak istediği şeylerin peşinden giden insanlardandır Leyla Gamsız. Akademi eğitimi almak için uzun zaman beklemek zorunda kalmıştır. Lise mezunu olduğu ve o dönemde sadece ortaokul mezunları akademiye kabul edildiği için beklemiş, coğrafya okumak zorunda kalmış, ancak şartlar değiştikten sonra oldukça gecikmeli girebilmiştir çok istediği akademi kapısından içeri. Resim, onun için bilinçli bir tercihtir. Zorlukla ulaştığı bu alan, onun yaşam biçimine dönüşmüştür. Tıpkı seçimi gibi, üretiminde de kararlı ve bilinçli bir tavır sergiler. Akademi yıllarında dâhil olduğu On’lar grubunun sanatsal ilkelerini benimseyerek yapıtlarında önce Doğu-Batı sentezine yönelir ama onun sentezinden Doğu’ya özgü bir motif anlayışı çıkmaz. Bununla birlikte kendisi formlarının iki boyutluluğunu, peyzajlarında perspektifin yok oluşunu geleneğe bağlar. Sanatsal kariyeri boyunca plastiğin temel sorunları etrafında döner Leyla Gamsız. Konuyu sadece çıkış noktası olarak kullanıp renk, leke, form ve kompozisyon üzerine kafa yorar. Arayışı ise sadeliktir. “İyi resim kalabalık resim değildir” derken, olabildiğince arındırır yapıtını. Tuvale aktardığı eskizleri yoktur Leyla Gamsız’ın. Doğaçlama da yapmaz. Sadece kurgusunu olabildiğince hızlı geçirir yüzeye. Sonra ayrıntılarla dengeyi sağlar. Yüzeydeki katmanlı yapı da böylesi bir çalışma anlayışının ürünüdür. Yapıtın sanatçının yaşamıyla koşutluk kurması gerektiğine inanır. Yapıtlarının olabildiğince iddiasız ve sade olmasını ise kendi yaşamıyla özleştirir. Yapıtlarındaki gibi yaşar. Yaşamından ve görüş alanından yola çıkar. Seçtiği yol, atölyeye kapanıp üretmektir. Yenilik ve tazelik arayışını da yine kendi yapıtları üzerinden geliştirir.

Daha önceki bir yazımda  söylemiştim “Yüksek perdeden büyük sözlerin arkasına sığınmadan belki de en iyi bildiği şey olan resmin diliyle kendine dair olanı anlatmıştır Leyla Gamsız. Renklerle ördüğü odasından küçük notlar göndermiştir dışarıya. O notların bizim dünyamızda bulduğu karşılık ne eksik ne de fazladır. … Sadece olması gerektiği gibidir. … Leyla Gamsız resmini birkaç sözcükle tanımlayan da belki budur”.
Nilgün Yüksel